Ultraviyole-A ve B Maruziyeti ile Oluşturulan Cilt Hasarında Topikal İnsülin Uygulamasının Etkilerinin İncelenmesi
Eroğlu H. A. (Yürütücü), Eroğlu Ş., Yurtgezen Z. G., Aydeğer C.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Diğer, 2025 - 2026
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Diğer
- Başlama Tarihi: Ekim 2025
- Bitiş Tarihi: Ekim 2026
Proje Özeti
| Bu proje, ultraviyole-A (UV-A) ve ultraviyole-B (UV-B) radyasyonuna bağlı olarak oluşan deneysel cilt hasarında topikal insülin uygulamasının histopatolojik ve hücresel düzeydeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. UV radyasyonu, cilt hücrelerinde oksidatif stres, inflamatuar yanıt, DNA hasarı ve apoptoz oluşturarak doku bütünlüğünü bozan başlıca çevresel faktörlerden biridir. Uzun süreli maruziyet sonucu fotoyaşlanma, inflamatuar dermatozlar ve cilt kanseri gibi ciddi sonuçlar gelişebilmektedir. Bu bağlamda, UV kaynaklı doku hasarını önlemeye veya onarmaya yönelik güvenli ve etkili tedavi stratejilerine olan ihtiyaç artmaktadır. İnsülin; yalnızca glikoz metabolizmasını düzenlemekle kalmaz, fibroblast migrasyonu, kolajen sentezi, epitel hücre proliferasyonu ve inflamasyonu modüle ederek yara iyileşmesinde de kritik rol oynar. Literatürde topikal insülin uygulamasının yara iyileşmesini desteklediği ve sistemik yan etkilere yol açmaksızın lokal fayda sağladığı belirtilmektedir. Bu çalışmada, sıçan modeli kullanılarak üç deney grubu oluşturulacaktır: yalnızca UV uygulanan kontrol grubu, düşük doz (0.25 Ul) insülin uygulanan grup ve yüksek doz (0.50 Ul) insülin uygulanan grup. Haftada üç gün, toplam 40 seans UV maruziyeti sonrası, insülin uygulamaları 8 gün süreyle gerçekleştirilecektir. Tedavi sonrası alınan cilt dokuları, histopatolojik (hematoksilen-eozin, Masson-Trikrom) ve moleküler (PCR) analizlerle değerlendirilecektir. Bu proje, UV kaynaklı cilt hasarında topikal insülinin koruyucu ve onarıcı etkilerini sistematik olarak inceleyecek ilk çalışmadır. Elde edilecek bulgular, UV hasarına karşı topikal insülinin potansiyel terapötik etkilerini ortaya koyarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. |