İnsan Amniyotik Membranı İçin Yeni Bir Deselülarizasyon Protokolünün Geliştirilmesi ve Değerlendirilmesi
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2025 - 2026
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Araştırma Projesi
- Başlama Tarihi: Aralık 2025
- Bitiş Tarihi: Aralık 2026
Proje Özeti
| İnsan amniyotik membranı (hAM), fetal zarın en içteki tabakası olup, doğum sonrası atık olarak elde edilebilen zengin biyolojik bir dokudur. Hipoimmünojenik yapısı, yüksek biyouyumluluğu, anti-inflamatuvar, antimikrobiyal ve antifibrotik özellikleri sayesinde doku mühendisliği ve rejeneratif tıpta geniş kullanım alanı bulmaktadır. Amniyotik membran, kolajen, laminin, fibronektin gibi ekstraselüler matriks (ECM) bileşenleri açısından zengindir ve doğal yara iyileştirici faktörler (VEGF, EGF, TGF-β vb.) içerir. Bu özellikleriyle deri grefti, kornea tamiri, kronik yara tedavisi ve ortopedik uygulamalarda umut vadeden bir biyomalzemedir. Ancak klinik uygulamalarda güvenli ve etkin kullanım için amniyotik membran dokusundaki canlı hücrelerin uzaklaştırılması, yani deselülarizasyon işleminin yapılması gereklidir. Hücresel kalıntılar, bağışıklık yanıtını tetikleyerek rejeksiyon riskini artırabilir ve kronik inflamasyona yol açabilir. Deselülarizasyon işlemi ile antijenik hücresel içerik uzaklaştırılırken, dokunun yapısal ve biyolojik bütünlüğünün korunması amaçlanır. Bu nedenle, etkin ama dokuya zarar vermeyen bir deselülarizasyon yöntemi belirlemek, amniyotik membranın klinik uygulamalardaki başarısını doğrudan etkileyen kritik bir adımdır. Bu projede, hAM’ın farklı kimyasal deselülarizasyon teknikleri ile işlenerek etkili yöntemin belirlenmesi amaçlanmaktadır. İnsan etik kurul onayı ile toplanan amniyotik membran örnekleri, farklı kimyasal protokollerle muamele edilecektir. Deselülarizasyon etkinliği; hematoksilen-eozin (H&E) boyaması ile histolojik düzeyde, BCA protein assay ile protein kalıntısı yönünden, spektrofotometrik DNA analizi ile nükleik asit kalıntısı bakımından değerlendirilecektir. Böylece, doku mühendisliği ve rejeneratif tıp uygulamalarına uygun, antijenik özelliklerinden arındırılmış, ancak yapısal bütünlüğü korunmuş biyomalzeme geliştirilmesi hedeflenmektedir. |