Kaya Terzi N. (Yürütücü), Tok B.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2025 - 2026
Meme kanseri, son yıllarda tüm kanserler içinde görülme sıklığı açısından birinci sıraya yerleşmiştir. Kadın kanserlerinden ölümlerin en sık nedeni olmuştur. Tüm kanser nedenli ölümler arasında beşinci sırada yer almaktadır. Tedavisinde radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi tedavi yaklaşımları uygulanmaktadır. Sistatin C, lizozomal sistein proteinazlarının endojen bir inhibitörü olup, normal ve patolojik pek çok süreçte rol almaktadır. Sistatin C’nin tümör progresyonu üzerindeki etkilerinin netleştirilmesi, doğal veya sentetik sistein proteinaz inhibitörlerine dayalı yeni ve etkili antitümör tedavilerinin geliştirilmesi açısından klinik olarak büyük önem taşımaktadır. HIF-1α'nin kanser patogenezinde kritik bir rol oynadığına dair kanıtlar giderek artmaktadır. HIF-1α, oksijenin kısmi basıncının <10 mmHg'ye kadar düşebildiği, hızla büyüyen ve zayıf vaskülarize olan solid tümörlerin hipoksik çekirdeğinde stabilize olabilir. Yapılan in vitro çalışmalar, yalnızca üç saatlik hipoksi koşullarında bile HIF-1α'nın kanser hücrelerinde stabilize olduğunu göstermiştir. Stabilize olan HIF, glikoliz, besin alımı, anjiyogenez, apoptoz ve hücre göçü gibi süreçleri düzenleyerek tümörün hayatta kalmasını ve metastazını destekleyen değişikliklere yol açabilir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’ne başvuran meme kanserli hastaların onamları alınarak patoloji preparatlarından SistatinC ve Hif-1alfa immunohistokimya boyaması yapılacaktır. Hastaların boyanma derecelerine göre tümör prognostik fatörleri olan hastaların yaşı, tümörün hormon reseptör durumu, Cerb2 reseptör durumu ve hastalığın evresi arasında bağlantı kurulmaya çalışılacaktır. Aynı zamanda Sistatin-C ve Hif-1alfa düzeylerinin birbiri ile olan ilişkileri de incelenecektir. Böylece meme karsinomu tanılı hastalar polikliniğe yeni tanı olarak başvurdukları zaman Sistatin-C ve Hif-1alfa boyamasını standart hale getirilmesini sağlayıp, meme karsinomunda prognostik ve prediktif bir değer olarak bilimsel literatüre geçmesini amaçlamaktayız. Günümüzde gelişen yeni tedaviler hormon pozitif hastalık ve her pozitif hastalıkta sağkalımlarda uzama sağlasada halen yeni tedavi ajanlarına ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir. Özellikle üçlü negatif (triple negatif) meme kanserinde tedavi seçenekleri oldukça kısıtlıdır. Bundan dolayı bu belirteçlerin üretimini, kan düzeyini veya etki ettiği yolları inhibe eden yeni tedavilerin üretilmesine öncülük etmeyi hedeflemekteyiz.