KONJENİTAL ÜRETEROPELVİK BİLEŞKE DARLIKLARINDA DÜZ KAS DİFERANSİASYONUNUN POSTOPERATİF RENAL FONKSİYON, OBSTRÜKSİYONUN DERECESİ VE PROGNOZ İLE İLİŞKİSİNİN ARAŞTIRILMASI
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Merkezi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof Dr Münevver Hoşgör
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
KONJENİTAL ÜRETEROPELVİK BİLEŞKE
DARLIKLARINDA DÜZ KAS DİFERANSİASYONUNUN POSTOPERATİF RENAL FONKSİYON,
OBSTRÜKSİYONUN DERECESİ VE PROGNOZ İLE İLİŞKİSİNİN ARAŞTIRILMASI
Üreteropelvik bileşke darlığı (UPD),
çocuklarda en sık görülen üriner sistem obstrüksiyonudur, patofızyolojisi halen
bilinmemektedir (34, 172). UPD'nin neden olduğu konjenital hidronefrozda birçok
düz kas hücre anormallikleri bildirilmiştir (27, 28, 57, 181).
Bu çalışmada, SM MHC
izoformlarının immünohistokimyasal ekspresyonu değerlendirilerek UPD'nin neden
olduğu konjenital hidronefrozda düz kas hücrelerinin diferansiasyon ve
fenotipik modülasyonunun rolü araştırılmıştır. Düz kas ekspresyonları
preoperatif renal fonksiyon , hidronefroz derecesi, postoperatif renal fonksiyonlarda
düzelme ve üreteropelvik bileşke çapı ile karşılaştırılmış ve düz kas
ekspresyonunun pyeloplasti sonrası fonksiyonel ve morfolojik düzelmeye
etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır.
UPD
olarak değerlendirilen 20 hastanın dismembered pyeloplasti ile elde edilen
cerrahi doku örneklerinin sadece üreteropelvik bileşkenin dar kısımları
immünohistokimyasal olarak analiz edildi ve pre-postoperatif radyolojik
tetkikleri retrospektif olarak yeniden gözden geçirildi. 7 erkek 7 kız olmak
üzere 14 pütrifiye olmamış, taze otopsiden elde edilen üreteropelvik bileşke
doku örneklerinden kontrol grubu oluşturuldu. Hasta ve kontrol grubundan elde
edilen doku örnekleri SMI, SM2 ve SMemb monoklonal antikorlar kullanılarak
immünohistokimyasal boyandı. Üreter duvarındaki üç antikorun
immünohistokimyasal boyanması semikantitatif olarak değerlendirildi ve
üreteropelvik bileşkenin kas tabakasındaki boyanmanın yüzdesine göre
derecelendirildi (178).
İmmünohistokimyasal değerlendirmelerden
elde edilen veriler ve hasta grupları MannWhitney U nonparametrik test (SPSS
5.0, Chicago, İL, USA) kullanılarak istatiksel olarak analiz edildi, 0.05 ve
altındaki p değerleri istatiksel olarak anlamlı kabul edildi.
UPD'de SMemb'in ekspresyon paterninde
kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmazken SMİ ve SM2
ekspresyonu, UPD olgularında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında belirgin
olarak artmıştı. Hidronefroz derecesinde düzelme saptanan ve saptanmayan,
preoperatif renal fonksiyonları 9440'ın üzerinde olan ve olmayan, postoperatif
diferansiyel renal fonksiyonları %5'in üzerinde düzelen ve düzelmeyen,
üretopelvik bileşkesinin çapı Imm'den dar olan ve Imm'den geniş olan hastaların
düz kas myozin ağır zincie ekspresyonları arasında fark saptanmadı.
UPD'de düz kas ekspresyonunun arttığını
açıkça gösteren bu immünohistokimyasal çalışma UPD'de düz kas hücrelerinde
hipertrofı olduğunu belirten çalışmaları desteklemektedir
(57, 183, 184, 185). UPD grubundaki hastalar
operasyon sonrasında hidronefroz derecesinde düzelme olup olmamasına göre
gruplandırıldığında gruplar arasında myozin ağır zincir izoform ekspresyonu
bakımından farklılık saptanmamıştır. Hidronefroz derecesi azalan olgularda SMİ
ekspresyonunda kontrole göre anlamlı artış olmazken SM2 ekspresyonu artmıştır.
Oysa hidronefroz derecesi değişmeyen olgularda hem SMİ hem de SM2 ekspresyonu
kontrole göre anlamlıdır. Bu durum daha kötü fonksiyona sahip olgularda ve
hidronefroz derecesi postoperatif dönemde düzelmeyen olgularda kas hipertrofisi
yanında kas diferansiyonunda da kusur olabileceğini veya uzun süreli
obstrüksiyon nedeniyle embriyonojik evreye geri dönüş olabileceğini
düşündürmektedir (177, 186). Üreteropelvik bileşke çapı daha dar olan
hastalarda SM2 ekspresyonunun kontrole göre daha belirgin olması obstrüksiyon
derecesi ile SM2 ekspresyonunun korelasyonunun gösteriyor olabilir. Preoperatif
renal fonksiyonu kötü olan hastalarda ve postoperatif hidronefroz derecesinde
düzelme saptanmayan grupta SM2 nin güçlü bir şekilde eksprese edilmesi, tüm
gruplarda saptandığı gibi kas hipertrofısini gösterirken; aynı zamanda SMİ 'n
de kontrole göre anlamlı eksprese edilmesi bu hastalarda değişik derecelerde
fenotipik modülasyon kusuru olabileceğini ve fenotipik modülasyon kusuru olan
olguların başvuru anında kötü fonksiyonlara sahip ve postoperatif olarak da
iyileşme potansiyali düşük olgular olduklarını düşündürmektedir. Postoperatif
diferansiyel renal fonksiyonlarda % 5 ten fazla düzelme olmayan grupta SM2
ekspresyonu yine kontrole göre anlamlı olmasına karşılık, SMİ ekspresyonunun anlamlı
bulunmaması yukarıda sayılan bulgularla çelişkili gibi görünüyorsa da prognoz
üzerinde operasyon yaşı ve operasyon tekniği gibi başka mekanizmaların da
etkili olabileceğini akla getirmektedir.
Bu çalışma UPD olgularında saptanan düz kas hipertrofınin ilk planda
obstrüksiyona sekonder olabileceğini düşündürmektedir. Üreteropelvik
bileşkedeki mezenşimal-epitelyal reaksiyon mekanizmalarının araştırılmasının
UPD'nin patofizyolojinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı sonucuna
varılmıştır.