Patolojik meme akıntılarında cerrahi eksizyon yöntemlerinin tanısal rolü


Uzman Dr. BATUHAN ATA

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tez Danışmanı: Kenan Çetin

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Amaç: Meme başı akıntısı, kadınlarda sık karşılaşılan bir meme semptomudur. Akıntının büyük bir kısmı benign nedenlere bağlı olarak gelişse de, bazı olgularda premalign ya da malign meme lezyonlarının ilk bulgusu olabilir. Bu nedenle, ayırıcı tanıda dikkatli olunması ve uygun tanısal yaklaşımların seçilmesi büyük önem taşır. Minimal invaziv bir cerrahi yöntem olan mikroduktektomi, özellikle lokalize kanal patolojilerinin değerlendirilmesinde kullanılmakta ve son yıllarda klinik pratikte daha yaygın hale gelmektedir. Majör duktus eksizyonu (MDE) ise klasik yaklaşımlardan biri olup, daha geniş duktal dokunun çıkarılmasına dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, patolojik meme başı akıntısı nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastalarda mikroduktektomi ile MDE yöntemlerini klinik, radyolojik ve histopatolojik bulgular açısından karşılaştırmak ve her iki yöntemin etkinliğini değerlendirmektir. Yöntem: Bu retrospektif karşılaştırmalı çalışmaya, Kasım 2020 ile Nisan 2025 tarihleri arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'nda patolojik meme başı akıntısı nedeniyle opere edilen kadın hastalar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınan hastalar, uygulanan cerrahi yönteme göre mikroduktektomi (Grup 1) ve majör duktus eksizyonu (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Hastalara ait veriler; yaş, cinsiyet, menopoz durumu gibi demografik bilgiler, akıntının rengi ve tipi, preoperatif ultrasonografi ve mamografi bulguları, sitoloji sonuçları ve postoperatif histopatolojik tanılar şeklinde detaylı olarak kaydedilmiştir. Tüm veriler, önceden hazırlanmış standart veri formu aracılığıyla prospektif olarak toplanmış ve SPSS yazılımı ile retrospektif olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Toplamda değerlendirilen hastalarda patolojik meme başı akıntısının en sık nedeni benign duktal papillom gibi iyi huylu lezyonlar olarak saptanmıştır. Bununla birlikte, hastaların %25,4'ünde premalign (atipik hiperplazi, ADH/AH) ve %13,6'sında malign (duktal karsinoma in situ - DCIS, invaziv duktal karsinom) lezyonlar tespit edilmiştir. Mikroduktektomi ve MDE grupları arasında malignite saptama oranları karşılaştırıldığında, MDE 6 grubunda bu oran daha yüksek olmakla birlikte fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Aynı şekilde, her iki grup arasında cerrahi sonrası reeksizyon gerekliliği açısından da anlamlı bir fark izlenmemiştir. Sonuç: Mikroduktektomi, lokalize kanal patolojilerinin tanı ve tedavisinde etkili bir yöntem olup, süt kanallarının bütünlüğünü koruduğu için özellikle doğurganlık planlayan veya emzirme çağında olan kadınlarda tercih edilebilir bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, mikroduktektomide, patolojik akıntıya neden olan kanal preoperatif dönemde dikkatli bir şekilde işaretlenerek hedeflenen duktusun sınırlı eksizyonu sağlandığından, lezyonun doğrudan çıkarılması mümkündür. Bu durum, mikroduktektominin tanısal doğruluğunu artırmakta ve gereksiz doku kaybını önlemektedir. Klasik radyolojik ve sitolojik yöntemler meme başı akıntısı etiyolojisinde yeterli tanı sağlamayabilir. Patolojik akıntı varlığında, görüntüleme ve sitoloji sonuçları normal olsa dahi, tanısal cerrahi müdahale gerekebilir. Mikroduktektomi, minimal invaziv yapısı ve fonksiyon koruyucu özellikleri nedeniyle uygun hastalarda güvenli ve etkili bir alternatif olarak değerlendirilebilir.