JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES (JOSHAS), cilt.11, sa.5, ss.470-478, 2025 (Hakemli Dergi)
ÖZET
1970’lerden itibaren hızla gelişen video teknolojisi, sanatın deneysel alanını genişletmiş; Nam June Paik ve Joseph Beuys ile başlayan süreç, Bill Viola’nın yapıtlarında varoluşsal bir derinliğe ulaşmıştır. Viola, teknolojiyi bir kayıt aracı olmaktan çıkarıp, zaman, hafıza ve ölüm gibi temaları düşünmenin poetik bir aracı haline getirmiştir. Sanatçının çalışmalarında kullandığı, yavaş çekim, çok kanallı projeksiyon, mekânsal ses ve ışık-gölge oyunları, izleyiciyi gündelik algının dışına taşıyarak tefekküre davet etmektedir.
Makalede, Viola’nın The Reflecting Pool (1977–79), Nantes Triptych (1992), The Veiling (1995), The Crossing (1996) ve The Raft (2004) gibi yapıtları “ortak mekân” ve “duygusal deneyim” kavramları izleyicinin algısı üzerinden tartışmaya açılmaktadır. Viola’nın eserleri, Nicolas Bourriaud’nun “ilişkisel estetik” yaklaşımı ve Merleau-Ponty’nin “fenomenolojik algı” kuramı çerçevesinde, izleyiciyle ortak bir mekân inşa ederek bedensel katılımı deneyimin merkezine yerleştirmektedir, bu durum izleyiciyi, yalnızca gözlemci değil, anlamın eş-yaratıcısı konumuna getirmektedir.
Sanatçının yapıtları Henri Bergson’un “durée” kavramı üzerinden incelendiğinde, Viola’nın yavaşlatılmış imgeleri zamanı nitel bir akışa dönüştürmektedir. Ölüm, doğum, kayıp ve yeniden doğuş temaları zamansal genleşmenin getirdiği görsel ve duyusal yoğunluk ile izleyicinin katılımını daha görünür hale getirmektedir.
Viola’nın sanatı, teknolojiyi mistik ve varoluşsal sorularla buluşturan, izleyiciyi hem bireysel hem kolektif düzeyde duygusal rezonansa açan bir deneyim alanı sunmaktadır. Bu yaklaşım, video sanatını görsel bir temsil olmaktan öte ortak duygu ve düşün mekânlarına dönüştürmektedir.
Anahtar Kelimeler: Bill Viola, Video Sanatı, Ortak Mekân, İlişkisel Estetik, İzleyici.