YENİ MEDYA VE İLETİŞİM: YENİ YAKLAŞIMLAR


Creative Commons License

Yenğin D. (Editör)

AI.Labs Publishing, İstanbul, 2025

Özet

Günümüzde hızla değişen dijital araçlar ve bu araçların kullanım

yöntemleri, medya düzleminde her gün farklı kavramlar, pratikler

ve dolayısıyla da etik sorunsallar karşımıza çıkarıyor, mevcut

olanı dönüştürüyor. Kültürel ve sosyolojik anlamda izini

sürdüğümüz bu dönüşüm, artık yalnızca haberleşme

biçimlerimizi değil, kimlik kurgularımıza, sosyal katılıma, tüketim

alışkanlıklarına ve hatta geleceğe dair beklentilere kadar nüfuz

ediyor. Yeni Medya ve İletişim: Yeni Yaklaşımlar başlıklı bu

çalışma da, söz konusu devinimi çok boyutlu bir kuramsal

çerçeveye oturtarak alanımıza güçlü bir katkı sunmaktadır.

Uzun yıllardır yeni medyanın mevcut konumunu yakından takip

eden ve bu anlamda oldukça önemli çalışmalara imza atmış

kıymetli meslektaşım Prof.Dr. Deniz Yenğin’in editörlüğü ve

koordinasyonuyla hazırlanan kitapta, yapay zekâ destekli içerik

üretiminden algoritmik kültüre, veri odaklı kamusal alandan dijital

diplomasinin yükselişine kadar uzanan geniş bir bakış açısı

sergilemektedir. Merkeziyetsiz medya ekosistemleri, pandemi

sonrası çevrimiçi tüketim davranışları, doğrulama platformlarının

dezenformasyonla mücadelesi ve dikey video formatının kültürel

kodları da bu bakış açısının ortaya koyduğu bütünün parçaları

olarak ele alınıyor. Bizlere sistem, insan ve kültür üçgeni

anlamında iletişim disiplininde giderek önemi artan bir diyalektiği

inceleyebilme şansı veriyor. Gelenekselleşmiş kitle iletişimi

paradigmalarının ötesine geçen araştırmaların, bu anlamda

iletişim çalışmalarına yönelik önemli bir katkısının olacağı

yadsınamaz. Dolayısıyla, kültürel antropoloji ve iletişimin kesişim

noktasına yeni bir düşünsel tartışma ortamı kazandıracaktır.

Dijital kimlikten doğan kolektif benlik olgusunu tartışan

çalışmaların bu anlamda iletişim çalışmalarının güncel

yaklaşımları anlamında büyük önemi bulunmaktadır. Bu güncel

yaklaşımlar aynı zamanda teknolojinin de ekseninde ilerleyişini

sürdürmelidir.

Yapay zekânın iletişim araçları arasındaki konumlanması, sanal

kültürel turlar, e-devlet uygulamaları gibi dijital vatandaşlık

çalışmaları da bu ilerleyişin birer basamağı olacaktır. Çalışma

ilgili teknik gelişimi çok yönlü ele alması bakımından, hem nitel

hem de nicel anlamda büyük veri analitiğinin de

anlamlandırılmasında önemli ipuçları sunmaktadır. Yer alan

bölümler anlamında sosyoteknik ağlar, platform kapitalizmi ve

kullanıcı algoritma etkileşimi gibi kavram setleriyle birlikte de,

iletişim çalışmalarının bugün her zamankinden daha çok

yoğunlaşmasını gerektiren bir disiplinlerarası yapıyı da bizlere

sunmaktadır. İletişim araştırmacıları ve sektör profesyonelleri için

bu eserin, kuramsal derinliği kadar pragmatik açılımlarıyla da

kalıcı bir başvuru kaynağı olacağına inanıyorum.

Yeni medya ekosistemini yalnızca teknoloji merkezli okumak

yerine, kültürel katmanları ve toplumsal karşılıklarıyla birlikte -

özellikle de teknolojik anlamdaki disiplinlerarası araçsallaştırma

süreçleriyle birlikte- değerlendirmeye davet eden çalışmanın

alanyazında müstesna bir yer edineceğine eminim. Çalışmada

gösterilen emeğe ve yenilikçi bakış açısına teşekkür eder, kitabın

okurlarda eleştirel düşünmeyi teşvik eden, ufuk açıcı sorular

doğurmasını dilerim.