Patolojik Meme Başı Akıntısında Preneoplastik ve Malign Lezyonların Saptanmasında Duktus Eksizyon İşlemlerinin Etkinliği: Retrospektif Kohort Çalışması


Creative Commons License

Ata B., Karadağ V., Çetin K.

BREAST JOURNAL, cilt.2025, sa.1, ss.1-7, 2025 (SCI-Expanded, Scopus)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 2025 Sayı: 1
  • Basım Tarihi: 2025
  • Doi Numarası: 10.1155/tbj/2467046
  • Dergi Adı: BREAST JOURNAL
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Scopus, Science Citation Index Expanded (SCI-EXPANDED), CINAHL, EMBASE, Gender Studies Database, MEDLINE, Directory of Open Access Journals
  • Sayfa Sayıları: ss.1-7
  • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Meme başı akıntısı benign durumlardan patolojik nedenlere kadar geniş bir yelpazede görülebilir ve inflamasyon ya da epitel proliferasyonuna işaret edebilir. Olguların %5–28’inde patolojik meme başı akıntısı (PMBA) meme karsinomunun bir göstergesi olabilir. Bu çalışmanın amacı, PMBA nedeniyle tanısal amaçla majör dukt eksizyonu (MDE) ve mikroduktektomi uygulanan hastalarda malign ve yüksek riskli lezyonların (YRL) saptanma oranlarını değerlendirmek ve malignite saptanan olgularda yeniden eksizyon gereksinimini incelemektir.

Yöntem: Ekim 2015–Aralık 2023 tarihleri arasında PMBA tanısı alan hastalara, fizik muayene, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde histopatolojik inceleme sonrasında dukt eksizyonu uygulandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda malignite saptanan hastalara onkolojik cerrahi girişimler uygulandı ve bu hastalar çalışma dışı bırakıldı.

Bulgular: Toplam 118 hastanın 80’ine mikroduktektomi, 38’ine MDE uygulandı. Olguların %62’sinde intraduktal lezyon (İDL) saptandı ve bu oran mikroduktektomi grubunda daha yüksekti (%69’a karşı %47, p < 0,03). Bu lezyonların 23’ü yüksek riskli lezyon olarak sınıflandırıldı (mikroduktektomi grubunda %24, MDE grubunda %11; p = 0,09). On altı hastada (%13,6) malignite saptandı ve bu oran MDE grubunda daha yüksekti (%18’e karşı %11; p = 0,3). Cerrahi sınırların temizlenmesi amacıyla beş hastada yeniden eksizyon gereksinimi oldu; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (mikroduktektomi: n = 2; MDE: n = 3; p = 0,3).

Sonuç: Malignite saptanma oranı MDE grubunda daha yüksek olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Benzer şekilde yeniden eksizyon gereksinimi açısından da gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Laktasyon fonksiyonunu koruyan mikroduktektomi, klinik olarak tek dukt tutulumu olan premenopozal hastalarda veya gelecekte gebelik planlayan bireylerde tercih edilebilir. İntraduktal ve yüksek riskli lezyonların dağılımındaki farklılıklar, cerrahi yöntemlerin tanısal performansından ziyade klinik endikasyonlara bağlı patolojik özellikleri yansıtmaktadır.

Amaç: Meme başı akıntısı benign durumlardan patolojik nedenlere kadar geniş bir yelpazede görülebilir ve inflamasyon ya da epitel proliferasyonuna işaret edebilir. Olguların %5–28’inde patolojik meme başı akıntısı (PMBA) meme karsinomunun bir göstergesi olabilir. Bu çalışmanın amacı, PMBA nedeniyle tanısal amaçla majör dukt eksizyonu (MDE) ve mikroduktektomi uygulanan hastalarda malign ve yüksek riskli lezyonların (YRL) saptanma oranlarını değerlendirmek ve malignite saptanan olgularda yeniden eksizyon gereksinimini incelemektir.

Yöntem: Ekim 2015–Aralık 2023 tarihleri arasında PMBA tanısı alan hastalara, fizik muayene, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde histopatolojik inceleme sonrasında dukt eksizyonu uygulandı. Histopatolojik değerlendirme sonucunda malignite saptanan hastalara onkolojik cerrahi girişimler uygulandı ve bu hastalar çalışma dışı bırakıldı.

Bulgular: Toplam 118 hastanın 80’ine mikroduktektomi, 38’ine MDE uygulandı. Olguların %62’sinde intraduktal lezyon (İDL) saptandı ve bu oran mikroduktektomi grubunda daha yüksekti (%69’a karşı %47, p < 0,03). Bu lezyonların 23’ü yüksek riskli lezyon olarak sınıflandırıldı (mikroduktektomi grubunda %24, MDE grubunda %11; p = 0,09). On altı hastada (%13,6) malignite saptandı ve bu oran MDE grubunda daha yüksekti (%18’e karşı %11; p = 0,3). Cerrahi sınırların temizlenmesi amacıyla beş hastada yeniden eksizyon gereksinimi oldu; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (mikroduktektomi: n = 2; MDE: n = 3; p = 0,3).

Sonuç: Malignite saptanma oranı MDE grubunda daha yüksek olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Benzer şekilde yeniden eksizyon gereksinimi açısından da gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Laktasyon fonksiyonunu koruyan mikroduktektomi, klinik olarak tek dukt tutulumu olan premenopozal hastalarda veya gelecekte gebelik planlayan bireylerde tercih edilebilir. İntraduktal ve yüksek riskli lezyonların dağılımındaki farklılıklar, cerrahi yöntemlerin tanısal performansından ziyade klinik endikasyonlara bağlı patolojik özellikleri yansıtmaktadır.