4.Uluslararası Sanat ve Estetik Sempozyumu, İstanbul, Türkiye, 27 - 28 Kasım 2021, cilt.1, ss.1-399, (Tam Metin Bildiri)
Özet
Carl Gustav Jung, Soyut Dışavurumculuk ve Sürrealizm de dahil olmak üzere XX. Yüzyıl
sanat hareketlerini önemli ölçüde etkilemiştir. Jung, analitik psikoloji bağlamında deneysel
çalışmalar yapmış, insanın bilinçdışı alanına dair çalışmalar geliştirmiştir. Jung’a göre
bilinçdışı zihin, insan davranışlarını bilinçli zihinden çok daha fazla etkilemektedir ve
kişisel bilinçdışı, insan ruhundaki bir tür depolama alanıdır. Aksiyon painting resminin
geliştiricisi olan Jackson Pollock; 1935’den 1940’a kadar New York’ da bir psikoterapist
olan Doktor Joseph Henderson’un terapi seanslarına devam etmiştir. Katıldığı terapi seansları
sırasında Jung’ un analitik psikolojisiyle tanışan sanatçı, doktorundan Jungian
sembolizmi ve bilinçdışı zihinle ilgili teorileri öğrenmiştir. Henderson sanatçıdan resimlerini
analiz etmek üzere getirmesini istemiş bir dizi sembolik yorumlama çalışmaları
yapmışlardır. O dönem resimlerindeki semboller daha çok yaşanmışlıkları ile bağlar kuran
imgelerdir. Ancak Pollock 1942’lerde Sürrealistlerden etkilenerek bilinçaltı ile bağlantıda
kalabilmek ve gelen verileri yüzeye aktarabilmek adına otomatizm tekniğini geliştirmiştir.
Pollock, boyayı yatay bir tuval üzerine damlatıp döktüğü, son derece enerjik,
trans benzeri eylemler içinde aksiyon resimler gerçekleştirmiştir. Sanatçı, belirli bir plana
göre resim yapmak yerine, serbest çağrışım yoluyla bilinçdışı içeriklerini görünür hale
getirmeyi istemiş, resimlerine deneysel bir alan açmıştır. Bildiri konusu; Jackson Pollock’un
sanat eylemi eşliğinde, kendi iç dünyasıyla kurduğu bağlara dikkat çekmekte,
doğaçlama bir yaklaşım ile resimlerini kendi terapötik sürecine nasıl aracı yaptığını irdelemeye
çalışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Jackson Pollock, Jungyen, Bilinçdışı, Terapötik