Eşiktekiler: IV. Mehmed Dönemi Bursa’sında Mükâteb ve Müdebber Köleler


Creative Commons License

Yaşa F., Aksu M.

Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.27, sa.50, ss.209-223, 2026 (TRDizin)

Özet

Bu makale hür ile köle statüleri arasındaki hukuki sınırların ötesine geçerek, bir geçiş alanı ya da “eşik” şeklinde tanımlanabilecek şartlı azat edilme sürecini ele almaktadır. Ayrıca, azat sözleşmelerinin tamamlanması için gerekli sürede “sosyal ölü” olarak nitelendirilen kölelerin, kaynağa erişim ve hareketlilik biçimlerindeki değişimlerini saptamayı amaçlamaktadır. Azat sonrası, bir şekilde topluma dâhil olduğu hâlde, tam anlamıyla varlık gösteremeyen kölelerin, ara bir form niteliğindeki yeni statüleriyle “tek başınalık” durumlarında yaşanan değişimler, Bursa kadı mahkemesi kayıtları ışığında değerlendirilecektir. İslam hukukunun “eşikteki” kölelere tanıdığı manevra kabiliyeti ve efendinin köle üzerindeki tasarrufunu ne ölçüde sınırladığı ise fetva mecmuaları ve fıkıh kitapları üzerinden tartışılacaktır. Nihayetinde, kölelerin Osmanlı toplumu ve hukuku karşısında görünür olma ve yasal statü kazanma mücadeleleri analiz edilecektir.




This article examines the legal boundary separating freedom from slavery by centering on conditional manumission – a process that produces a transitional “threshold”. It also focuses on shifts in access to resources and mobility among slaves, often described as “social dead”, during the interim period in which manumission contracts were being fulfilled. Drawing on the Bursa qadi court records, the article assesses the post-manumission experiences of former slaves who, despite a degree of social inclusion, remained in a condition of “solitary” and legal in-betweenness, unable to fully establish their presence in society. Through an analysis of fatwa collections and Hanafi fiqh texts, the article investigates the room for manoeuvre Islamic law granted to slaves in this liminal

state, as well as the ways in which it constrained owners’ authority. Finally, it analyses slaves’ struggles to attain visibility and secure legal personhood within Ottoman society and law.