Öğretmenlerin Öğrencileri Bireyselleştirme Teknikleri


AKA A. , DEMİR M. C.

Eastern Mediterranean University, Kıbrıs (Kktc), 1 - 04 Kasım 2009, cilt.1, ss.42-47

  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
  • Sayfa Sayıları: ss.42-47

Özet

Her Sosyo-Kültürel, Ekonomik ve Politik sistem kendine uygun bir birey inşa etmeyi hedefler. Çünkü sistemler, kendi varlığını koruma ve sürdürme doğal eğilimine sahiptirler. Sistemler bu doğal eğilim ve arzularını gerçekleştirmek için kendi üyelerine mevcut değer ve inanç sistemini aktarırlar. Her sistem aslında bu özelliği ile bir ölçüde muhafazakârdır. Muhafazakârlık ise özünde geçmişi koruma değil geleceği koruma endişesi taşır. Geleceği koruma endişesi içinde olan bütün toplumlar, kendi beklentilerini karşılayan bireyler yetiştirmek isterler. Bu beklentileri bireylere aktarma süreci ise bilindiği gibi sosyalizasyon sürecidir. Sosyalizasyon sürecinden geçen birey, içinde doğup büyüdüğü değer ve inanç sistemini hazır olarak bulur ve bu değer sistemini zamanla içselleştirir. Sosyalizasyon sürecinin ilk basamağı aile, ikinci basamağı ise eğitimdir. Eğitim bireylerin kendi davranışları yolu ile istendik davranış değişikliği yaratma sürecidir. Bu süreçte önemli bir role sahip olan toplumsal aktörler olarak öğretmenler, öğrencilere bir toplumsal değer olarak disiplini aktarırlar. Disiplin öğrencideki bütün potansiyeli ortaya çıkarır. Disiplin vasıtasıyla öğrenciler belli kuralları benimseyerek o kuralların sürdürücüsü durumuna gelirler. Birey, kendi istek ve beklentilerini gerçekleştirmek için bağımsız karar alabilen bir kişidir. Bu bağlamda öğrenci bir birey olarak kendi istek ve arzularını gerçekleştirmek suretiyle dolaylı olarak da toplumun istediği bir kişi haline gelir. Öğrencileri birey olarak inşa eden öğretmenler ise bu süreçte aracı konumunu üstlenirler. Bireysel arzu ve beklentiler ile toplumsal beklentiler arasında bir uzlaşım rolünü üstlenen öğretmenler, belli başlı üç teknik kullanırlar. Bu teknikler; hiyerarşik gözetim, ödül ile ceza, sınav ve bölme pratikleridir. Bu tekniklerle öğrencilerin “birey” olması beklenirken aynı zamanda toplumun istediği bir parça da yaratılmış olur. Yaratılan/inşa edilen bu bireyler, her yaptıkları davranışlar ve konuşmalarla toplumsalı yeniden ve yeniden üretirler. Bu sayede bir sistem olarak toplum da kendi varlığını korumuş olurken aynı zamanda sürekliliğini de gerçekleştirmiş olur. Toplumsalın sürekliliğini sağlayan öğretmenler de çoğu zaman bunu mekanik olarak yaparlar. Çünkü amaç iyi insan yetiştirmektir. Buraya kadar herhangi bir sorun yokmuş gibi görünürken özünde öğretmenlerin bu rolleri yerine getirirken toplumsalın sürekliliği adına kendi alışmış oldukları düzeni de öğrencilere rıza ya da zor yolu ile kazandırmış olurlar. Diğer bir ifadeyle öğretmenler mevcut iktidar sisteminin sürdürücüsü olarak ve öğrencileri disipline ederek öğrenciler üzerinde hegemonya kurmuş olurlar. Bu çalışmanın bu bağlamda amacı öğretmenlerin öğrencileri bireyselleştirme adına başvurdukları disiplin tekniklerini eleştirel bir gözle sorunsallaştırmaktır. Diğer bir deyişle, disipline edilirken öğrenciler ne ölçüde bir birey kimliğine sahip olurlar? Mevcut literatürden faydalanılarak bu çalışmada eleştirel bir bakışla öğrencileri istendik bireyler haline getirirken onların aslında nasıl uysal/uyumlu bireyler haline dönüştürüldükleri konusu tartışılmıştır. Çalışmanın yönteminde ise nitel (gözlem) ve nicel (survey) araştırma teknikleri bir arada kullanılmıştır.