FİBROMİYALJİ TANILI KADIN HASTALARDA CİNSEL FONKSİYONLARIN VE EVLİLİK UYUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DAVUT DÖNER
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HATİCE REŞORLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Fibromiyalji sendromu (FMS) ağrı, yorgunluk, tutukluk başta olmak üzere somatik ve nörobilişsel yakınmalarla özellikle kadınların yaşam kalitesini etkileyen non-inflamatuar romatizmal hastalıktır. Çalışmamızda, FMS tanılı evli kadın hastalarda göz ardı edilen konulardan olan cinsel fonksiyonlar ile evlilik uyumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniğine Nisan 2016 - Eylül 2016 tarihlerinde başvuran menapoz döneminde olmayan, seksüel aktif ve evli 47 FMS tanılı kadın hasta alındı. Kontrol grubu 50 sağlıklı gönüllü kadın olgudan oluşturuldu. Tüm olguların yaşı, vücut kitle indeksi, mesleği, eşinin mesleği, evlilik süresi, çocuk sayısı, kimlerle yaşadığı, eğitim durumu, özgeçmişi, ilaç kullanımı, sigara-alkol kullanımı gibi sosyodemografik verileri kaydedildi. Hasta grubunda Vizüel analog skala (VAS) ile ağrı şiddeti ve Fibromiyalji etki anketi (FIQ) ile hastalıktan fonksiyonel etkilenme derecesi saptandı. Tüm katılımcıların Beck anksiyete ölçeği (BAÖ) ile anksiyete, Beck depresyon ölçeği (BDÖ) ile depresyon, Female sexual function index (FSFI) ile cinsellik ve Çiftler uyum ölçeği (ÇUÖ) ile evlilik uyumu değerlendirmesi yapıldı. Elde edilen veriler SPSS 20.0 versiyonu ile analiz edildi. Bulgular: Hasta grubununda ortalama evlilik süresi 15.45 ± 7.86 yıl, kontrol grubunda ortalama evlilik süresi 12.49 ± 6.91 yıl olarak bulundu (p=0.047). Yirmidört (% 51.1) hasta ilköğretim ve 27 (% 54) kontrol olgusu üniversite düzeyinde eğitim seviyesine sahipti (p<0.001). Hastaların 21 (% 44.7)'i, kontrol grubunun 34 (% 68)'ü çalışmaktaydı (p=0.025). Ortalama hastalık süresi 4.82 ± 3.54 yıl idi. Hastaların VAS skoru ortalaması 64.04 ± 22.03 ve FIQ skoru ortalaması 68.72 ± 12.3'tü. Hem FSFI hem de ÇUÖ toplam skorları hastalarda kontrol olgularına göre anlamlı ölçüde düşüktü (p<0.001 ve p=0.028, sırasıyla). Hastaların % 49'unda orta-ağır şiddette depresyon saptandı ve FSFI ile depresyon arasında negatif yönde korelasyon vardı (p< 0.001, r= -0.569). FSFI skorları düşük olan hastalarda, ÇUÖ skorları da düşüktü (r: +0.043, p=0.003). FIQ ve VAS skorları ile cinsel fonksiyonlar ve evlilik uyumu arasında korelasyon saptanmadı. ÇUÖ ile depresyon yakından ilişkiliydi (p<0.001, r= -0.546). Sonuç: Çalışmamızda FMS'li hastalarda cinsel fonksiyonların ve evlilik uyumunun belirgin şekilde etkilendiğini gördük. Bu durum depresyon ile yakından ilişkili iken, yaygın ağrı şiddeti ve hastalıktan fonksiyonel etkilenme derecesi ile ilişkili değildi. FMS'li hastalar seksüel disfonksiyon ve evlilik problemleri açısından sorgulanmalı ve gerektiğinde psikolojik yardım almaları sağlanmalıdır. Gelecekte FMS, seksüel disfonksiyon ve evlilik uyumu arasındaki ilişkilerin daha fazla araştırılması etyopatogenezin anlaşılmasında yarar sağlayabilir.