The Perceptions and Classroom Practices of EFL Instructors and Students Regarding Translanguaging
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: SENANUR ÇINAR
Danışman: Dinçay Köksal
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Dil eğimi bağlamındaki dinamik yapı ile birlikte, yeni paradigmalar artık dil çeşitliliğini benimsemeye başlamıştır. Özellikle yabancı dil olarak İngilizcenin küreselleşmesiyle, modern sınıflar artık geleneksel dil eğitimindeki yaklaşımların yeniden gözden geçirilmesini gerektiren çok dilli ve çok kültürlü yaklaşımlarla nitelendirilmektedir. Tek dilli ideolojilerin bu bağlamlardaki dil çeşitliliğini kısıtlamış olduğu gerçeği ise giderek daha da belirgin hale gelmiştir (Garcia, 2009). Yeni bir pedagojik yaklaşım olarak 'diller arası geçişlilik', öğrencilerin sınıflara getirdiği kendi dil repertuarlarını benimseyip bunu bir öncelik haline getirerek dil öğrenimini geliştirmek için onların çok dilli altyapısından yararlanır. Bu doğrultuda, bu çalışmanın temel amacı, yükseköğretim seviyesindeki İngilizce öğretmen ve öğrencilerin diller arası geçişlilik kavramını nasıl algıladıklarını ve bu kavramı nasıl kullandıklarını ortaya koymaktır. Bunun için, çalışmada hem nitel hem de nicel araştırma yöntemleri yoluyla sınıf gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve kapalı uçlu anketler kullanılmıştır. Sınıf gözlemleriyle başlayan bu çalışmanın sonucuna göre öğretmen ve öğrenciler dil geçişliliği pedagojisini ödevleri netleştirmek, birbirlerine yardımcı olmak, üstdile ait anlayışlarını dile getirmek, dilleri belli bir söylemde bir arada kullanmak ve yazı taslağı hazırlarken ana dilden yararlanmak için kullanmaktadır. Anket sonuçlarına göre ise, her ne kadar az sayıda katılımcı gerekli görse de, çoğu öğrenci sınıflarda sadece İngilizce kullanmaya olumlu bakmadı ve İngilizcenin kullanılma miktarının dil gelişimine bağlı olmadığını dile getirmişlerdir. Üstelik görüşmelerde öğrenciler diller arası geçişliliğin bir kolaylık hissi, iletişimin anlaşılması, kültürler arası bir köprü, dil esnekliğine destek, kaygı hafifletme, otantik bir öğrenme süreci ve kapsayıcı bir öğrenme ortamı olarak işe yaradığını da belirtmişlerdir. Ayrıca, öğrenciler sınıflarda, özellikle birlikte çalışırken, gerektiğinde ana dillerinin kullanılmasına izin verilerek birden fazla dil kullanmayı tercih etmişlerdir. Öğrencilere göre başka dillerin de kullanıldığı kaynaklardan yararlanıldığında, bu uygulamalar ile birlikte yeni bir konuyu açıklamak, not almak ve anladıklarını kontrol ederken ders içeriği daha iyi anlaşılmaktadır. Öğrencilere benzer olarak, öğretmenler de diller arası geçişliliği çok dilliliği benimseyen, yenilikçi ve işbirliğiyle öğrenilen sınıf ortamlarını mümkün hale getiren bir pedagoji olarak algılarken çok küçük bir azınlık öğretmen İngilizce derslerinde sadece İngilizce konuşulmasının önemine değinmiştir. Bu nedenle, bu çalışmada İngilizce derslerinde diller arası geçişlilik pedagojisinin kullanımı ile ilgili daha fazla tartışma ve sonuca yer verilmiştir.