1955-2011 YILLARI ARASINDA TÜRKÇE SÖZLÜĞE GİREN SÖZCÜKLERİN KÖKENİ, TÜRK DİLİNE UYGUNLUĞU VE KULLANIMI


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Ufuk Sezer Kaynak

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): YUSUF AVCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışmasının amacı, 1955-2011 yılları arasında Türkçe Sözlüğe giren sözcüklerin hangi dilden hangi yöntemle alındığının belirlenmesi, Türk Dili kurallarına uygunluğu ve yanlış üretilen sözcüklerin kullanım oranlarının belirlenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. veri toplama yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. veri çözümlenmesinde nitel araştırma tekniklerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türk Dil Kurumu'nun yayımlamış olduğu sözlükler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayımladığı tavsiye yüz temel eserin yazarlarının romanları ve Orhan Kemal Roman ödülünü alan yazarların romanlarıdır. Araştırmanın örneklemi sözlük seçilmesinde amaçsal örnekleme yöntemi kullanılarak 1955-1988-1998-2011 yıllarında Türk Dil Kurumu'nun yayımladığı Türkçe sözlüklerin 1955 sözlüğündeki her harfin kapladığı sayfa sayısının %25'i örneklem olarak seçilmiştir. Yanlış türetildiği belirlenen sözcüklerin kullanım oranlarının bulunması amacıyla seçkisiz örnekleme yönteminden yararlanılarak 1955 yılından sonra yayımlanmış olan ve MEB'in yayımladığı yüz temel eser içinden ve Orhan Kemal roman ödülü alan otuz bir yazarın otuz bir adet romanını seçtik. Yapılan çalışmada dönemler arasında sözcük ve sözcük grupları üretilirken Türkçeden yararlanma oranı nicelik olarak yükseldiğini gözlemledik. Ancak bununla birlikte son dönemlerde birleştirme yöntemi ile ağırlıklı olarak yardımcı filler kullanılmış, türetme yönteminde ise ağırlıklı olarak ettirgen çatı eklerinden yararlanılmıştır. Dünyada gelişen bilim yeni kavramlarını karşılamak amacıyla kullanılan çeviri yönteminin oranının düşük kalmıştır. Bu nedenle Türkçe kullanım oranlarının artmış olması TDK'nin amacına ulaştığının göstergesi olarak düşünülemez. Yapılan çalışmada sözcük üretiminde yanlış üretilen sözcüklerin büyük oranda yabancı ek kullanımından kaynaklandığı belirlenmiştir. Türkçe ekler içinde sadece bir tane ek yanlış görevde kullanılarak yanlış sözcük üretimi oranının düşük çıkması sevindiricidir. Yanlış üretilmiş olan sözcüklerin sadece bir tanesinin araştırılan otuz romanlar arasında bir romanda yedi kere kullanıldığı gözlemlenmiştir. Buradan hareketle yazarlarımızın yanlış üretilmiş olan sözcüklere ilgi göstermedikleri ortadadır. Sonuç olarak yayımlanan sözlüklerde Türkçe sözcük sayısı nicelik olarak arttığı, ancak nitelik olarak artışın düşük olduğu görülmektedir. Yüz yılı aşkın bir zamandır süren, dilin öz benliğine ulaşarak dünya dillerinin etkisinden kurtarılması amacının başarıya ulaşmadığını bize göstermiştir. Devamlı gelişen bilim ile birlikte yeni ortaya çıkan kavramları karşılamanın yolu ödünçleme değil, Türk Dili'nin öz varlığından hareketle türetmedir. Geçmiş dönemlerde de bu çalışmalarla yeni girmekte olan sözcüklere engel olunamadığı çalışma sonunda ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Türkçe sözcük oranını nitelik olarak arttırmak için en doğru yol öncelikle zaman olarak en son giren sözcüklerden başlayarak yeni üretilmiş olan sözcüklere karşılıklar bulmaktır. Daha sonra geçmişte dilimize giren sözcüklere karşılıklar bulunmalıdır. Bu çalışmaların kişilere veya siyasi düşüncelere göre değil bilimin gösterdiği ilkelere göre yapılması gerekir. Anahtar sözcükler: Sadeleşme, sözlük, sözcük kökeni