Muğla iliKocagöl'de yaşayan Avrupa yılan balığının (Anguilla anguilla) yağ asidikompozisyonlarının evre ve eşeye göre değişimi ve trofik özellikleri ile ilişkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KUZEY EYLİKSEVER
Danışman: Şükran Yalçın Özdilek
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Avrupa yılan balığı (Anguilla anguilla L.), ekolojik ve ekonomik açıdan değerli, geniş bir dağılım alanı olan, semelpar, katadrom ve metamorfoz geçiren dünya çapında bilinen sadece tek üreme stoğu bulunan ve özellikle iç sularda insan baskısı nedeniyle nesli kritik olarak tehlikede olan bir balık türüdür. A. anguilla'nın başlıca elver, sarı ve gümüş evreleri, tatlı su formları olup gümüş evrede kazanılan bazı özellikler bu türlerin üremek için yaklaşık 6000 km yol kat etmelerine olanak tanır. Yağ asidi kompozisyonu bu uzun göç boyunca yeterli enerji kaynağını depo etmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada Muğla Kocagöl bölgesinden yakalanan 20'si sarı, 11'i erkek ve 19'u dişi gümüş olmak üzere 50 adet Avrupa yılan balığının morfometrik özellikleri ve dokularındaki yağ asidi kompozisyonları ölçülmüş, eşey de dikkate alınarak gümüş dişi ve erkek evre bireylerin doku örneklerinde belirlenen yağ asidi kompozisyonunun sarı evredeki balıklardakinden farklılıkları irdelenmiştir. Çalışmada kullanılan sarı ve gümüş yılan balıklarının ortalama boy ve ağırlıkları sırasıyla 47.25±4.72cm, 187.08±70.88g ve 47.20±7.59cm, 228.34±12.8g olarak ölçülmüştür. Toplam doymuş yağ asitlerin sarı evrede gümüş evrelere göre yüksek olduğu, MUFA'ların Gümüş evrede sarı evreye göre yüksek olduğu ve bunlardan cis-9-Oleik Asit (C18:1-n9)'un bütün örnekler genelinde en yüksek oranda bulunan yağ asidi olduğu ve gümüş evrelerde sarı evreye göre yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla beraber Linoleik asit (C18:2) gibi bazı yağ asitlerinin dişi gümüş bireylerde fazla olması bu yağ asitlerinin gonad gelişimi ile ilişkili olabileceği öne sürülmüştür.