1950 Sonrası Türk Hikâyesinde Anlatıcı-Anlatım Teknikleri İlişkisi (Orhan Kemal, Leylâ Erbil, Mustafa Kutlu)
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Sinan Bakır
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): KANİ İRFAN KARAKOÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:1950 sonrasında müstakil bir tür olarak yeni bir mecrada yol alan, büyük bir gelişme gösteren ve bu döneme damga vuran hikâye türü, anlatım teknikleri ile anlatıcılar ilişkisi bakımından da altın çağını yaşar. Yeni akımların, eğilimlerin tanındığı bu dönemde, türün biçim ve içeriğinde köklü değişiklikler olur. Bu tezde üç yazar odağa alınmıştır. Leylâ Erbil'in şahsında varoluşçuluğun etkisindeki yeni hikâye anlayışının dil ve anlatım tekniği ile anlatıcılar ilişkisi aydınlatılmaya çalışılmıştır. Önceki dönemde eser vermesine rağmen hikâyelerinin çoğunu 1950 sonrasında yayımlayan ve toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla hikâyeler yazan Orhan Kemal, yeni hikâye anlayışının dışladığı klasik anlatım biçimleriyle eserlerini vücuda getirir. Hikâye anlayışı bakımından varoluşçulardan tamamen farklı ve kendine özgü bir çizgide eser veren yazarın hikâyeleri, bu çalışmada, anlatım tekniği ve anlatıcı tipleri bakımından irdelenmiştir. Her iki yazardan da ayrı bir sanat anlayışına sahip Mustafa Kutlu ise modern anlatım tekniklerini hikâyelerinde yoğun kullanmasına rağmen anlatıcı tipleri bakımından geleneksel halk anlatılarının etkisinde kalır. Zengin bir anlatıcı tipolojisine sahip yazarın hikâyeleri bakış açısı yönünden de dikkat çekicidir. Çalışmada her üç yazarın olay örgüsünü kurguya dönüştürürken bağlı oldukları sanat anlayışı ve dünya görüşü nedeniyle birbirinden oldukça farklı anlatıcı tipleri ile anlatım tekniklerine yer verdikleri görülmüş, dil, anlatım ve üslup yönünden kesin çizgilerle ayrıldıkları tespit edilmiştir.