Resim yapıtının oluşumunda travmatik deneyim faktörü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, RESİM ANASANAT DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ECEM GÖRÜR

Danışman: GÜLİZ BAYDEMİR KATKAR, ZEYNEP MAÇKALI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez, bireysel travmaların sanat üretimi üzerindeki etkilerini psikolojik, estetik ve tarihsel düzlemde çok katmanlı biçimde incelemektedir. Sanatın yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda sanatçının içsel dünyasını, ruhsal kırılmalarını ve bastırılmış duygularını ifade edebildiği bir alan olduğu savından yola çıkılmıştır. Yaratım süreci bireyin yaşantılarına, bilinçdışı dünyasına ve travmatik deneyimlerine doğrudan bağlı olarak şekillenebilmektedir. Bu bağlamda sanat, hem bir dışavurum biçimi hem de ruhsal bir iyileşme aracı olarak değerlendirilmektedir. Tezin ilk bölümünde sanatın tanımı, tarihsel gelişimi ve farklı sanat kuramları ele alınmış; Platon, Aristoteles, Freud, Jung, Lukacs ve Rollo May gibi düşünürlerin görüşleri ışığında sanatın anlamı sorgulanmıştır. Sanatın psikolojik yönü, özellikle Freud'un süblimasyon (yüceltme) kuramı ve Jung'un kolektif bilinçdışı kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sanatın, bilinçdışında bastırılmış duyguların ve dürtülerin sembolik yollarla dışavurumuna olanak tanıdığı ve bu yönüyle bireyin travmatik yaşantılarını dönüştürebileceği savunulmuştur. İkinci bölümde travma kavramı psikoloji temelli olarak tanımlanmış; bireysel ve toplumsal düzeyde yarattığı etkiler tartışılmıştır. Travmanın yalnızca acı verici bir deneyim olarak kalmadığı, aynı zamanda yaratıcı süreci besleyen, hatta tetikleyen bir unsur haline gelebildiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda, sanatın travma karşısındaki işlevi hem dışavurumcu hem de terapötik yönleriyle ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, sanatçı psikolojisi; akımlar ve sanatçılar bağlamında ele alınmıştır. Francisco Goya, Vincent van Gogh ve Edvard Munch'un yaşam öyküleri ve sanatsal üretimleri spesifik olarak travma bağlamında analiz edilmiştir. Goya'nın savaş, hastalık ve delilikle örülü karanlık vizyonları; Van Gogh'un ruhsal çöküntü ve yalnızlıkla biçimlenen renk dünyası; Munch'un ölüm, kaygı ve yabancılaşma temalı eserleri, travmanın estetik biçime dönüşüm sürecini ortaya koymaktadır. Bu sanatçılar hem bireysel acılarını sanatsal üretimle dönüştürmüş, hem de kendi dönemlerinin ötesine geçerek evrensel bir dil yaratmışlardır. Son bölümde ise kendi uygulama çalışmalarım yer almakta; travmatik duyguların biçimsel olarak sanat eserine nasıl yansıdığı incelenmektedir. Figür, renk, kompozisyon ve mekan unsurları üzerinden yapılan çözümlemelerle, kişisel deneyimin sanatsal dile nasıl aktarıldığı gösterilmiştir. Böylece hem bireysel hem evrensel düzeyde sanatın dönüştürücü ve iyileştirici gücü somut örneklerle ortaya konmuştur. Bu tez, sanat ile psikoloji arasında kurulan köprüyü özellikle travma kavramı etrafında şekillendirerek, sanatın içsel dünyayı dönüştürme kapasitesini kuramsal ve uygulamalı olarak sorgulamaktadır. Sanatçının bastırdığı duygularını sanat yoluyla ifade etmesi, hem bireysel bir çözümleme süreci hem de izleyici açısından empatik bir etkileşim alanı yaratmaktadır.