Güre (Balıkesir) Jeotermal Alanının Jeolojisi, Hidrojeokimyasıve Aktif Tektonik Özellikleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Belgin KAÇAR

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): SÜHA ÖZDEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada Güre jeotermal sahası ve yakın çevresinin jeolojik özellikleri ve termal suyun hidrojeokimyası ve aktif tektonikle olan ilişkisi araştırılmıştır. Çalışma sahasının temelini Paleozoyik yaşlı Kazdağ Grubu'na ait Alakeçili milonit zonu, Sütüven Formasyonu ve Mermer üyesi oluşturmaktadır. Temel kayaların üzerinde uyumsuzlukla Triyas yaşlı Karakaya Formasyonu yer almaktadır. Kretase yaşlı Çetmi melanjı bu temelin üzerinde tektonik olarak durmaktadır. Üst Oligosen-Alt Miyosen yaşlı Hallaçlar volkaniti ve Oligo-Miyosen yaşlı granodiyoritleri, tüm yaşlı birimleri keserek yerleşmişlerdir. Kuvaterner yaşlı alüvyon çalışma alanındaki tüm birimleri uyumsuz olarak üzerlemektedir. Güre jeotermal alanı, DKD-BGB doğrultulu ve güneye eğimli bir normal fay tarafından kontrol edilmektedir. Güre jeotermal ısı merkezine İGJ-1, İGJ-2, İGJ-3 ve İGJ-4 isimli dört adet sıcak su sondajından gelen jeotermal sular, 21.09.2013-16.08.2014 tarihleri arasında (12 dönem) yerinde ölçüm ve hidrojeokimyasal analizler sonucunda bu jeotermal suyun sıcaklıkları 45–63 °C, EC değerleri 851–1356 μS/cm, pH değerleri 8.2–8.6 arasında değişen ve kullanılabilir ve aynı zamanda içme suları iletkenliği seviyesinde ve nötr-hafif bazik sular sınıfına girdiği belirlenmiştir. Yapılan hidrojeokimyasal çalışmalar sonucu incelenen sıcak su kaynaklarında suda hakim katyon Na (sodyum) ve Ca (kalsiyum), hâkim anyon ise SO4 (sülfat) ve HCO3 (bikarbonat)'dür. Güre Jeotermal sahası ve yakın civarında, bu çalışma dönemi içerisinde meydana gelen depremlerin öncesi ve sonrasında, suyun fiziko-kimyasında bir değişimin (azalış-artış) görülmesi, bir depremin önceden tahmin edilmesinde jeotermal sahaların sürekli izlenmesi bir yol gösterici olabileceği sonucuna varılmıştır.