Güvenlikleştirme kuramı ve insan güvenliği çerçevesinde 11 Eylül 2001 sonrası Avrupa'da İslami kimlik algısı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEYHUN ÇİÇEKÇİ

Danışman: Soner Karagül

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Uluslararası İlişkilerin tarihine bakıldığında, savaş ve barış kavramlarının giriftliğinde vücut bulmuş sosyal bir alan olarak kurgulandığı tespit edilebilir. Ulus-devletin ilk ortaya çıktığı ana tarihlendirildiğinde dahi uluslararası ilişkiler, aslında bir güvenlik arama metodu olarak disiplinleşmiş bir bilim dalıdır.Modern dünyanın yönetim formu olarak ulus-devletin kapasitesi, küreselleşmenin çeşitli düzeylerdeki derin etkileriyle kısıtlanmış bulunmaktadır. Bu kapasite limitinin bir boyutu da güvenlik sağlayıcı olarak kurgulanmış geleneksel devletin yozlaşmasıdır. Günümüzde devletler, iç/dış sanallığında güvenliği sağlamakla yükümlü olmalarına rağmen sıklıkla gözlemlenebileceği gibi güvensizlikler üretebilmektedirler. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler'in kavramsallaşmasına önemli katkılar sunmuş olduğu insan güvenliği terimiyle çelişkiler yaşayan Avrupa Birliği ülkeleri olduğu gözlemlenen bir olgudur. Özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarının akabinde yaratılan ?Müslüman terörist? imajı, salt aidiyet hissedilen dini havza nedeniyle İslami unsurların bir çok ?liberal demokratik? Avrupa Birliği ülkesinde alıkonulmasını, ayrımcılıkla karşılaşmasını, faşist saldırılara maruz kalmasını, vize uygulamalarıyla sistematik olarak ?istenmeyen? pozisyonuna getirilmesini, gettolaştırılmasını, işkence görmesini ve kamusal alandaki görünürlüklerinin politik olarak kısıtlanmasını da açıklamaktadır.Güvenlik kuramı dâhilindeki gelişmelerin de aktarılacağı bu çalışmanın temel amacı, ?aforoz kültürü?nü üreten bir söylem olarak güvenlikleştirme süreçlerinin ortaya çıkardığı ?öteki?nin, insan güvenliği açısından yarattığı sakıncaları belirlemek ve bu bağlamda konstrüktivist kurama normatif bir eleştiri getirmektir. Günümüzde hususiyetle Avrupa Birliği ülkelerinde görülen İslam karşıtlığı (Islamophobia), güvenlik söylemleri üzerinden analiz edilecektir.